Kimsenin Kınamasına Aldırmazlar



Kimsenin Kınamasına Aldırmazlar

Gerçek dostunuz kimlerdir? Allah’ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinmek…

54-Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah’ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir.

55-Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah’tır, Resûlüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.

56-Kim Allah’ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlardır.

5-Maide 54-55-56 Diyanet Vakfı Meali

Maide suresi 54 ve 55. ayetlerinin Tefsiri

54. Ey mü’minler topluluğu! Sizden kim, hak dinden çıkar, onu başka bir din ile değiştirir ve imanı bırakıp inka­ra dönerse bilsin ki, Allah onların yerine, sevdiği ve kendisini seven mü’min insanlar getirecek. Onlar mü’minlere karşı merhametli ve alçak gönüllüdürler, kâfirle­re karşı ise sert ve izzetlidirler. İbn Kesîr şöyle der: Bunlar kâmil mü’minlerin sıfatıdır ki, kâmil mü’min, kardeşine karşı alçak gönüllü, düşma­nına karşı ise izzetlidir.

Nitekim Yüce Allah mü’minleri böyle vasıflandırmıştır: Onlar kâfirlere karşı çetin, kendi ara­larında merhametlidirler mü’minin, mü’min kardeşlerine karşı yumuşak huylu ve alçak gönüllü olması; kâfir ve münafıklara karşı ise onurlu olması Allah’ın onu sevdiğinin alametidir. Bu mü’minler Allah’ın dinini yüceltmek için cihat ederler ve kendilerini kınayanların kınamasına aldırış etmezler. Çünkü onlar Allah’ın dini husu­sunda çetindirler, Allah uğrunda cihat ederken kimseden korkmazlar.

İşte bu güzel vasıflarla vasıflanan kimse bilsin ki bun­lar ona Allah’ın lütfü ve yardımıdır. Allah’ın lütuf ve ihsanı bol­dur, buna kimin layık olduğunu bilir. Yüce Allah, mü’minlere kâfirlerle dostluk kurmayı yasakladıktan sonra burada da kimlerin dostluk kurmaya layık olduklarını bildirerek şöyle buyurdu:

55. Sizin dostlarınız Yahudi ve Hıristi­yanlar değildir. Dostlarınız ancak Allah, Rasulü ve mü’minlerdir. O mü’minler, huşu ve tevazu içerisinde na­mazlarını kılar, zekatlarını verirler. İşte bu güzel vasıflan taşıyan mü’minler sizin dostlarınızdır.

Teshîl yazarı şöyle der: Asıl Dostun sadece Al­lah olduğunu vurgulamak maksadıyle, Yüce Allah lafzını müfret olarak zikretti. Bundan sonra, Rasulünü ve mü’minleri kendi ismi üzerine atfedip onların da kendisine tâbi olarak dost olduklarım bildirdi. Eğer çoğul olarak sizin dostlarınız, ancak… deseydi, kelâmda asillik ve tâbilik olmazdı.

Tefsir kaynağı: safvetut tefasir

Tavsiye Konular:

İbadetin Anlam Ve Önemi

İbadur Rahman- Rahman’ın Seçilmiş Kulları Kimdir?

Yorum yazabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir